Bunları Düşünmek Gerek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bunları Düşünmek Gerek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağu 2009

Bunları Düşünmek Gerek #3


*Yaz dönemi boyunca gerek futbol piyasasında gerekse blog piyasasında türlü transferler oldu.Tabii bundan televizyon,medya dünyası da nasibini aldı.Geçen sezonu Star tv'de "Futbolig" ile bitiren Uğur Meleke TRT Türk'te "Futbol Herşeydir" adlı bir programa başlamış.Yanında da eski futbolcu Hasan Şaş varmış.İlginç bir haber.Daha izleyemedim en kısa zamanda ilemeyi umuyorum ilginç bir ikili olacakları kesin.Geçen sezon ekranlardan uzak kalan Cem Dizdar ise bu sene iki farklı programla ekranlara döndü.İlkinde bana kalırsa Uğur Meleke'nin bıraktığı entel boşluğunu dolduracak(Futbolig).İkincisinde ise daha çok Mehmet Yılmazla tartışmalarını izleyeceğiz gibime geliyor.Ancak henüz programın konusu hakkında bilgi sahibi değilim.


*Okay Karacan'ın Zaman'a transferi "bekara karı boşamak kolay" olsa da bazı soruları da beraberinde getirdi.En kısa "Abi sen ne yaptın?" diyebiliyorum..Gerçi bir yazar Zaman'da değil Milliyet'te yazınca daha mı ahlaklı oluyor sorusunun cevabı bilinmiyor.


*Alpay Erdem 2-3 hafta Tayyipsiz ve aynı zamanda tatsız-tuzsuz Cici adlı bir dergi çıkarmaya çalıştı.Ardından Uykusuz'a geçti.Bu da çok ilginç geldi bana.Sanırım dergini başarısız olduğunu kabul etmek anlamına geldi bu.2 haftada pes edildi anlayacağınız.Cici hala yayın hayatına devam ediyor mu ediyorsa daha ne kadar dayanabilir bilemiyorum.


*Güneydoğuyla başlamıştı bu furya sanıyorum.Önce oraları bir güzel tükettik.Aynı yıllarda Karadenize de açıldık biraz.Tüketecek kadar.İç Anadolu(Asmalı Konak),Ege(Yol Arkadaşım,Kavak Yelleri) falan derken geldiğimiz noktada en son Adana'yı tüketiyorduk ki imdadımıza Eskişehir yetişti.Sıra onda artık.Bir kaç seneye kalmaz başka bir şehir bulup orayı tüketmeye,orda dizi çekmeye başlarız.Hatta bunun için bir önerim bile var.Uşak'a gidilsin.Uşak'ın günahı ne!Hem çok bakir bir hali var sanki.Rahatça tüketebilirsiniz.Şaka bir yana dizi (Es-Es) güzel olabilir ama gerçekleri değiştirmez.

20 Ağu 2009

Bunları Düşünmek Gerek #2


*Elif Şafak son kitabı ile çok ara vermeden tekrar gündeme oturmuş durumda.Ben hala iyi bir yazarmıdır bilemedim.Bu konuda da pek hükümde bulunmak istemiyorum doğrusu.Çünkü kendisinin de yazarları arasında olduğu "Beşpeşe" adlı içlerinde Murathan Mungan,Celil Oker,Faruk Ulay,Pınar Kür'ü de barındıran ne akla hizmet yazıldığını anlayamadığım roman dışında tek bir kitabının bir sayfasına bile bakmışlığım yoktur.Fakat benim bu soğuk tavrıma rağmen bu kadın ne zaman kitap yazsa,kitabı annem tarafından eve getirilmiş görüyorum.Ve bildiğim ve gördüğüm kadarıyla tüm orta-ortaüstü yaş grubuna mensup kadınlar bu eylemi yapıyorlar.O zaman burda bir soru ortaya çıkıyor.Ya Elif Şafak orta yaş kadınlarına hitap ediyor ya da bu kitaplar o kadınlara iyi bir şekilde pazarlanıyor.Ben pek detayına girmeden fikrimi söyleyeceğim:Bence ikincisi.Bunun son kitabının alacalı,kadın için ayrı erkek için ayrı düzenlenmiş kapağıyla bir ilgisi yok.Nasıl söylesem Elif Şafak o samimiyetten yoksn gözüküyor.Bir de İngilizce yazması...İçim ısınmıyor.Oysa bana göre aynı ekolden gelen,Orhan Pamuk'u severek okuyabiliyorum...


*Futbola dönelim St.Ettiene Bobo'dan vazgeçmiş olacak ki Sanogo'yu aldı.St.Ettiene adına talihsizlik olarak görüyorum.Zira bence Sanogo Bobo'nun sahip olduğu potansiyelin yarılarında bir adamdır.Gerçekten zayıf bir forvet bence.Bobo'da "Feyyaz Uçar'ın olmadığı yerde Nobre'ye santrafor denir" bir kulüpte değeri bir türlü bilinmeyendir.


*Eğer bir olayın içine Melih Gökçek girerse büyüsü bozulmuş demektir.Ankaragücü'nün ne 5 senede ne 10 senede şampiyonluğa yaklaşacağına dahi ihtimal vermiyorum.O güzel taraftara yazık...


*Fernando Hierro,Ivan Campo,Djorkaeff,Jay-Jay Okocha serisinin devamı Salgado ile geldi.Tabii ki bir Sam Allerdayce transferi.Ancak ben bugüne kadar nedense Salgado'nun futbol dünyasında yer almasını anlamlandıramadım.Belki tipi yüzündendir.Ya da ondan daha yetenekli onlarca sağ bek varken o mevkiiyi Real Madrid gibi bir takımda yıllarca istila etmesindendir...Eski başkanın damadı olması bu istilanın arkasındaki komplo teorisi olarak yıllarca içimizde dert etti ayrıca...


*Anlayamadıklarımdan,anlamlandıramadıklarımdan bahsetmiş oldum.Öyleyse İlhan Berk'in "Parıltısı" yla bitirelim...


Düz bir göğe dikmiş gözlerini bakıyordu.
Sanki,
umarsız Penelope'ydi.Bir an gergefinden
Başını kaldırmış da göz göze geliyorduk.
(İki yüzüydük sanki bir yaprağın).


Gitti sonra saçında beyaz bir gülle döndü.
Duymuş gibi sesini(birdenbire) bir akarsuyun
Ya da bir kırlangıcın düşürdüğü
Gölgesini yüzüne.


O zamandı gördüm
Neden bir kadın çoğalıverir!
Anladık mı?

19 Tem 2009

Bunları Düşünmek Gerek #1


*Bekir,Bilica,Vederson,Yasin Çakmak,İlhan Parlak,Gökhan Emreciksin,Ali Bilgin,Mahmut Hanefi,Burak Yılmaz,Uğur Boral,Murat Hacıoğlu,Zafer Biryol daha eskilerden Serkan Balcı,Mehmet Yozgatlı,Selçuk Şahin...Bunun daha eskilerden Cem Karaca,İsmail Güldüren,Erhan Albayrak,Kemal Aslan,Ali Akdeniz,Hakan Bayraktar ve Celil Sağır...Ne Beşiktaş'ta ne de Galatasaray'da bu kadar Anadolu'dan gelen topçu oldu.Anadolulu topçunun Fenerbahçe'ye bakışı kırsal kesimin İstanbul'a bakışından farksız.Taşı toprağı altın misali,bir kapağı atabilsek diye bakıyorlar.Neticelerinin de paralel olduğunu söyleyebiliriz hayal kırıklıkları,yoldan sapmalar,başarısızlıklar...Yukarıdaki isimlerden başarılı olanları sayın bakalım Bekir ile Bilica daha yeni acımasız davranmayalım.Ayrıca bu listede yetenekleri itibariyle M.Topuz ve Özer yok eskilerden de Yusufla Ceyhun...Sevelim sevmeyelim bu 4 isim yukarıdaki listeden daha ayrı bir yerde duruyor.Sanırım Bilica'da öyle olacak...


*Zlatan=Eto'o + Hleb(Kiralık) + 40 milyon Euro Ben buna bir transfer başarısı diyenlere şaşırıyorum.Eto'o Zlatan'a göre çok daha handikapsız bir santrafor.Zlatan'ın yetenekleri daha fazla olabilir ama leblebi gibi gol atma konusunda kesinlikle Eto'o daha önde bir forvet.Ayrıca Zlatan'ın oyuna küsme,topu bencilce kullanma gibi huyları var.Bu Barcelona karakterinde Messi gibi bir yıldızı bile takım oyunu içinde parlatmayı başaran bir takımda Zlatan mayası tutmazsa Barcelona için bu masal kötü bitecek demektir.Çünkü Barcelona masalının yenilmez prensi Zlatan değil Eto'odur,Messidir.Şu an Barcelona'nın ihtiyacı dünyanın en yetenekli satraforu değil bu masala uygun karakter oyuncularıdır...


*Karakter oyunculuğundan söz açılmışken emekliye ayrılan kahraman Sylvinho'nun yerine Maxwell'in alıması çok yerinde olmuş.Abidal,Maxwell ikilisi Madrid'in Marcelo,Heinze ikilisinden çok daha iyi duruyor.Akıl almaz transferler yapıla dursun,hangi büyük takımın sol bek yedeği Maxwell kapasitesinde?Top tekniği yüksek ve çok çabuk,Abidal'i bile kesebilir.


*Aslında bundan çok bahsedildi ama bende yazmadan geçemeyeceğim.Manchester City'nin Adebayor'u almasıyla birlikte forvet sayısı 9'a çıktı.Abartmıyorum.Bojinov,Robinho,Santa Cruz,Felipe Caicedo,Evans,Benjani,Bellamy,Tevez,Adebayor...Hughes hangi ikili en iyi çıktıyı verir sorusunun yanıtını bulabilirse başarılı olabilir.Benim görüşüm Adebayor transferinin boşuna olduğu yönünde.Santa Cruz ve Tevez şu an için en iyileri gibi gözüküyor.


*Manchester United Molde'den Mame Biram Diouf'u almış.Ferguson Molde'yi iyi tanır.Onlardan 96 senesinde de bir adam almıştı ve hala Reserve takımın hocası olarak faydalanıyor.Bu isim Solskjaer.Dolayısıyla Molde'den bir oyuncu Manchester'a gidiyorsa boşuna gitmiyordur.İzleyelim görelim...


*Yine şiirle bitirelim yazıyı...Bu sefer Eto'o 'nun ayrılığı için.Ben ona sadece Barcelona'yı yakıştırdım.Arif Damar'dan yazgısını silemeyen Eto'o için:


Yazgımızdır:Yaşanacak
Kaçınılmaz


Sabah güneşinden önce
Dikilir kapımıza karanlık
Alınıp götürülürüz
Sınırsız sevgimizden ötürü
Sınırsız sevgimizin yanı sıra


Yazgımızdır:Yaşanacak
Kaçınılmaz


Başka bir ülkede uyanmak elde değil
Yarınımızın
Bugün olduğu bir ülkede

16 Tem 2009

Bunları Düşünmek Gerek


*Her fırsatta bir şehir takımı olmanın ne kadar erdemli bir şey olduğundan söz eden Trabzonluların bu anlamda sürekli mikro milliyetçilik yapmaları ve her fırsatta Trabzon'un özel bir takım olduğunu,tıpkı İspanya'nın Bask bölgesi takımı Bilbao gibi olduğunu hatırlatmaları...Fakat ne hikmetse Bilbao hep kendi çocuklarını oynatırken,Trabzon'un kendi çocuklarını kurşunlaması,kovması,itmesi-kakması.Herkes Trabzonluluktan bahsede dursun takımda Barış Memiş dışında Trabzonlu kalmadı.


*Bülent Uygun'un her sene "bu sene bu takım oldu!" naraları atması fakat Sivas'ın her Avrupa hazırlığı sırasında büyük hezimetlerle eve dönmesi...Bu sene de böyle başladı dileriz böyle sürmez.


*Beşiktaş'ın şampiyonluk kutlamalarında Eşber Yağmurdereli ile Demet Akalın'ı yan yana getirebilmesi.Demek Beşiktaşlılık bu kadar yüce bir duygu!Öte yandan bunun Cem Dizdar tarafı da var tabii.


*2010 Dünya Basketbol Şampiyonası için önceden yapılması planlanan Antalya'daki Spor Salonu'nun ödenek çıkmaması sebebiyle inşaatının durması ve Kayseri'ye taşınması...Nasıl oluyorda Antalya'da yapılamazken Kayseri'de yapılabiliyor ilginç.Ayrıca şu sıra neden her şey Kayseri'ye yapılıyor.Buradan Antalya'nın da ders çıkarması gerek tabii.Denizin,bağın,seran olacağına iki zenginin olsun daha iyi...Ayrıca eski başkan Menderes Türel kalsaydı salon yapılırmıydı diye düşünmeden edemiyorum.


*Aynı konuyla ilgili olarak,Antalya,Eskişehir gibi yüksek seyirci potansiyelli takımlar derme-çatma tribünlü stadyumlarda 10-12 bin kişiye oynarlarken.Rize'de Tayyip Erdoğan Stadyumu bitmek üzere,yeni düşen Konya'da da yeni stad yolda,Kasımpaşa'nın standartları ise saydıklarımızn hepsinden daha iyi...Eşeğin aklına karpuz kabuğu düştü bir kere!


*Son olarak bu şanssız kentlerimizi Turgut Uyar ustanın Acının Coğrafyası'ndan bir bölümle selamlayalım:


kente kapandık kaldık

iki cadde iki alan bir saat

mutsuzluk acıya varana kadar

artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi

öyle bir gölge ki belki çok dardır

kısa vakitlerinde aceleci akşamın